|
Bu yazıda, Bulut Bilişim risk değerlendirmesi kapsamında belirlenen toplamda 7 riskten, ilk bölüm olan Bulut Bilişim Risk Değerlendirmesi - I adlı yazıda incelenen 3 riskin devamında, kalan diğer riskler ayrıntılı olarak incelenecektir.
Risk 4 – Hizmet Sağlayıcı Bağımlılığı ve Veri Kilitlenmesi
Bir Bulut Bilişim hizmet sağlayıcısından diğerine geçiş yapmak istenmesi
durumunda, Bulut Bilişim hizmet sağlayıcılarının; yazılım programlama
ara yüzlerini (API) istenen seviyede standartlaştırmamış olmaları,
verilerin hizmet sağlayıcılara özel veritabanı şemalarında tutulmaları
gibi sebeplerle, veri ve yazılımların taşınmasında büyük zorluklarla
karşılaşılmaktadır. Bunun sonucu olarak şirketlerin, Bulut Bilişim
hizmet sağlayıcılarına bir anlamda bağımlı durumuna geldikleri
görülmektedir. Bu bağımlılık farklı hizmet modelleri için, farklı
şekillerde olabilmektedir. Bir Servis olarak Yazılım (“SaaS”) modelinde,
şirket verilerinin hizmet sağlayıcının tasarladığı özel bir veri
tabanının şemasında saklanması, verinin taşınmasını güçleştirirken;
belirli alanda uzmanlaşmış uygulamaların bulunması, şirketlerin uygulama
değiştirmelerini zorlaştırmaktadır. Servis olarak Platform (“PaaS”)
modelinde ise, şirketler hizmet sağlayıcıların yazılım geliştirme ara
yüzlerine (“API”) ve bileşenlerine bağımlı hale gelirlerken, Servis
olarak Altyapı modelinde (“IaaS”) ise, kullanılan donanımsal kaynaklara
bağımlı hale geldikleri görülmektedir [1].
Bir Bulut Bilişim hizmet sağlayıcısına, depolanan veri ve kullanılan
uygulamalar dolayısıyla bağımlı olmak, uygulanan fiyat politikalarına
karşı esnek olamamaya, hizmet sağlayıcısının mimarisinde var olabilecek
açıklık ve zayıflıklar sonucu oluşabilecek arıza ve saldırılardan dolayı
veri kaybına uğramaya sebebiyet verebilir. Ayrıca, bir Bulut Bilişim
hizmet sağlayıcısının bir diğeri tarafından satın alınması sonrasında
gerçekleşebilecek olan hizmet veya kullanım şartnamesi değişiklikleri,
şirketleri zora sokabileceği gibi; bir hizmet sağlayıcının yaşadığı
teknik ve ekonomik zorluklar sonucu batması, hizmet alan şirketlerin
büyük veri ve itibar kaybına uğramalarına neden olabilir. Her ne kadar
bu zor bir ihtimal olarak görülse de, Linkup adlı çevrim içi veri
depolama hizmetinin, 8 Ağustos 2008 tarihinde, müşteri verilerinin
%45’ini kaybettikten sonra batması bu riskin var olduğuna örnek olarak
verilebilir [6].
Risk 5 – Yönetim Ara yüzü ve Uzaktan Erişim
Bulut Bilişim hizmet sağlayıcıların kullanıcılarının hizmetlerini
yönettikleri ara yüzler, internet üzerinden erişilebilir olmaları ve
geniş yönetim imkânları barındırmaları sebebiyle, internet tarayıcıların
ve uzaktan erişimin zayıflıkları düşünüldüğünde, yüksek güvenlik riski
taşımaktadırlar. Uzaktan erişim sırasında, saldırganlar tarafından
koklama (“sniffing”), yanıltma (“spoofing”) ve araya girme
(“man-in-the-middle”) gibi saldırı yöntemleri kullanarak, iletişimin ve
taşınan verinin dinlenmesi, kullanıcı oturumunun elde edilmesi ve
kullanıcı şifrelerinin çalınması mümkün olabilmektedir [1]. Eğer
saldırgan kullanıcı şifre ve bilgilerini ele geçirirse, yapılan
işlemleri izleyebilir, verileri silebilir, veriler üzerinde oynayabilir,
hatalı veri döndürülmesine sebep olabilir ve hatta müşterileri zararlı
sitelere yönlendirebilir. Ayrıca saldırgan, ele geçirdiği kullanıcı
hesabını veya kullanılan hizmetleri, daha ileri ve geniş saldırılar
yapmak için bir merkez olarak kullanıp, kullanıcıya duyulan güveni ve
kullanıcının itibarını kullanarak, başka kişiler ve Bulut Bilişim hizmet
sağlayıcısını da etkileyebilecek daha büyük saldırılar
gerçekleştirebilmektedir [11].
Bulut Bilişim hizmet sağlayıcılar tarafından, bulut temelli güvenlik
modeli oluşturulmasına başlanıp, Bulut Bilişim kullanıcılarının anti
virüs ve güvenlik yazılımları kurmasına gerek bırakmayan, Bulut-içi
(”in-the-cloud”) tarama hizmetleri başlatıldı. Bu sayede, bulut
kullanıcılarının zararlı yazılımlara, sistemdeki açık kapılara
(“loophole”), zayıflıklara ve araya girme (“man-in-the-middle”)
saldırılarına karşı korunmasına, bulut içindeki saldırıların
engellenmesine çalışılmaktadır [12].
Risk 6 – Bant Genişliği ve Veri Transferi
Bulut Bilişim’in temelinde yatan ana fikirlerden biri olan,
kullanıcıların veri işleme ve saklama faaliyetlerinden arındırılıp,
verilerin merkezi bir Bulut içine toplanması ve buradan gerekli
işlemlerin yapılabilmesi fikri, uygulamaların giderek daha yoğun veri
kullanmaya başlamasıyla, verilerin kullanıcıdan Bulut Bilişim hizmet
sağlayıcısına taşınmasında zorluklara sebep olmaktadır. Bulut Bilişim
hizmet sağlayıcısına geçiş sırasında şirketlerin tüm verilerini hizmet
sağlayıcısına taşıması gerekliliği, kullanılabilir bant genişliğinin
sınırlı olması, veri transferinin uzun sürmesi ve veri transfer
maliyetlerinin yüksek olması, şirketlerin Bulut Bilişim yoluyla hizmet
almasının önündeki önemli engellerdendir. Örnek olarak, Amazon S3
hizmet sağlayıcısına veri transferinde ortalama bant genişliğinin 5 ile
18 Mbit arasında olduğu ölçülmüştür [13]. 10 TB’lık bir veriyi, ortalama
değerin üzerinde 20 Mbit/saniye hızda S3 hizmet sağlayıcısına
gönderilmesi işleminin, toplamda 45 günden fazla süreceği
hesaplanmaktadır [4].
Bant genişliğinin belirli limitlerin üzerine çıkamaması, dolayısıyla
büyük veri transferlerinin çok uzun sürmesi ve maliyetinin yüksek olması
gibi sorunlara karşı, veri disklerinin kargo şirketleri tarafından 1
günde teslim edilmek üzere fiziksel olarak yollanması gibi çözümler önem
kazanmıştır.
Bulut Bilişim hizmet sağlayıcılarının düzenli bir internet bağlantısına
ve yüksek bant genişliğine ihtiyaç duymaları sebebiyle, Bulut Bilişim
hizmet sağlayıcılarına gerekli internet altyapısını ve bant genişliğini
sağlayan İnternet hizmet sağlayıcılar (“ISP”), uyguladıkları fiyat
politikaları yoluyla Bulut Bilişim hizmet sağlayıcılarını ekonomik baskı
altına alabilirler. Hatta bazı İnternet hizmet sağlayıcılar, hali
hazırda büyük ağ ve veri merkezleri bulundurma, kendi veri iletişim
altyapılarına sahip olma, yüksek bant genişliği kullanabilme gibi
avantajları sebebiyle, haksız rekabete yol açabilecek şekilde, Bulut
Bilişim hizmetleri verme yoluna gidebilir [10].
Risk 7 – Yazılım Lisanslama
Günümüzdeki yazılım lisanslama mekanizmaları, yazılımların çalışacağı
bilgisayarların sayısını ve hangi bilgisayarlarda çalışabileceğini
kısıtlarken, çevrim içi lisanslama denetimi yaparak kullanılan
lisanslarla yazılımların yüklendiği bilgisayarları eşlemektedir. Bulut
Bilişim hizmet yapısında ise, işlemci, bellek ve depolama alanları
dinamik olarak değişebildiği, dinamik olarak makine eklenebildiği için,
yazılım lisanslaması karmaşık hale gelmektedir. Örnek olarak, kullanılan
kopya (“instance”) sayısına göre lisanslama yapan bir yazılımda,
çalışan hizmette kullanılmak üzere yeni bir makine eklendiğinde, bu
makine üzerinde yeni bir yazılım kopyası (“instance”) oluşturulup,
lisanslaması ayrı olarak yapılacaktır. Fakat Bulut Bilişim’de
makinelerin dinamik olarak eklenip çıkarılabildiği düşünüldüğünde,
çıkarılan bir makine yerine yenisi eklendiğinde, toplamda makine sayısı
aynı da kalsa, klasik lisanslama mantığında her yeni makine için yeni
bir lisans kullanılması gerekeceği için, lisans sayısı makine sayısının
çok üzerine çıkabilir [1]. Bu durumda kullanılan yazılımların çeşidi ve
sayısına göre, şirketlerin katlanmak durumunda kalacakları Bulut Bilişim
hizmet maliyeti çok yükselebilir ve şirketler için Bulut Bilişim hizmet
tedariki yapmak cazip olmaktan çıkabilir.
Ayrıca lisanslama ve kullanıcı anlaşmaları ulusal pazarlarda
değişebildiği ve bazı ürünlerin sadece belirli ülke pazarlarında
kullanılabildiği düşünüldüğünde, Bulut Bilişim hizmet sağlayıcıları
içinde yazılımların yönetimi ve denetimi karmaşık hale gelip, bu konuda
sorunlar ortaya çıkabilir.
Bulut Bilişim hizmetlerinde yazılım lisanslamada sorunlar yaşanması,
hizmet sağlayıcılar tarafından açık kaynak kodlu yazılımların
kullanılmasına sebep olması üzerine ve Bulut Bilişim pazarının ticari
olarak oldukça büyümesinin de yardımıyla, büyük ticari yazılım firmaları
kullandıkça-öde (“pay-as-you-go”) mantığında çalışan lisanslama
mekanizmaları geliştirmeye başladılar. Son olarak, Microsoft yazılım
firması, Amazon EC2 Bulut Bilişim hizmet sağlayıcısı üzerinde,
kullandıkça-öde lisanslama imkânları sağlayıp, Windows Server ve SQL
Server yazılımlarını kullanılmasına olanak sağlamıştır. Örnek olarak,
Microsoft Windows Server işletim sisteminin saatlik kullanım bedeli
olarak 0.15 dolar belirlenmişken, açık kaynak kodlu muadillerinin
saatlik kullanım bedelleri 0.10 dolar olmaktadır [4].
Sonuç
Yazıda konu edilen riskler her kurum için aynı önemde ve öncelikte olmadığı gibi, bazı kurumlar için geçerli de olmayabilir. Bir riskin kurum için önem derecesini, kurumların içyapıları, ilişkide bulundukları veya faaliyet gösterdikleri alanlar ve olası özel durumları belirlemektedir.
Ayrıca, aralarında güven ilişkisi bulunan iki kurum arasında kurulan bulut (“community/private cloud”) ile aralarında herhangi bir güven ilişkisi bulunmayan iki kurum arasında kurulan bulutun (“public cloud”) risk derecesi farklı olacaktır. Bu sebeple kurum dışı faktörlere ve bulut bilişim hizmet sağlayıcı ile kurulacak ilişkinin türüne göre risklerin önemi değişecektir.
Son olarak, risk değerlendirmesinde bulunurken, her riskin bir fırsat ile eşlenmiş olduğu unutulmamalı, bulut bilişim tarafından sunulan fırsatların getirisi ile göze alınan riskin sonucunda karşı karşıya kalınabilecek zararın değerlendirmesi, her kurumun kendine özel şartları, dinamikleri ve faaliyet alanlarından başlayarak, tüm ilgili bileşenler göz önünde bulundurularak iyi yapılmış olmalıdır.
Referanslar
[1] ENISA, Benefits, risks and recommendations for information security,
November 2009.
[2] WILSON, S. AppEngine Outage. CIO Weblog (June 2008). Available from:
http://www.cio-weblog.com/50226711/appengine\_outage.php.
[3] THE AMAZON S3 TEAM. Amazon S3 Availability Event: July 20, 2008
[online]. July 2008. Available from:
http://status.aws.amazon.com/s3-20080720.html.
[4] ARMBRUST et. al., Above the Clouds: A Berkeley View of Cloud
Computing, February 2009.
[5] PAXSON, V. private communication, December 2008.
[6] BRODKIN, J. Loss of customer data spurs closure of online storage
service ’The Linkup’. Network World, August 2008.
[7] DELANEY, K. J., & VARA, V. (2007, November 27). Google plans
services to store users’ data. Wall Street Journal. Retrieved July 2,
2008, from
http://online.wsj.com/article/SB119612660573504716.html?mod=hps_us_whats_news
[8] TC3 Health Case Study: Amazon Web Services [online]. Available from:
http://aws.amazon.com/solutions/case-studies/tc3-health/
[9] SUNOSKY, J. T. (2000). Privacy online: A primer on the European
Union’s Directive and the United States’ Safe Harbor privacy principles.
Currents: International Trade Law Journal,9, 80-88.
[10] JAEGER et. al., Cloud Computing and Information Policy: Computing
in a Policy Cloud?, 2008.
[11] CSA, Top Threats to Cloud Computing V1.0, March 2010.
[12] RAGRAGIO & RADU, The cloud or the mist?, September 2009.
[13] GARFINKEL, S. An Evaluation of Amazon’s Grid Computing Services:
EC2, S3 and SQS . Tech. Rep. TR-08-07, Harvard University, August 2007.
Favori olarak ekle (0) | Görüntüleme sayısı: 1861
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |